13 Kasım 2016 Pazar

ELALEM NE DEDİ?

         Yazı atlattık..Nişanlar,düğünler,kız istemeler derken kapanışı yaptık.Bu yaz bu tip aktivitelerle uğraşan ve evlilik arefesinde birisi olarak içimden geçenleri ve iyileşmesini arzu ettiğim bazı konuları paylaşmak isterim..
          Hepimizin ortak problemi zannediyorum.Özel hayatımızı 'çok alakasız' birisine açıklamak durumda kalmak ve bunu ölesiye dert edinmek.
           Sevgiliniz yoksa , 'ee yok mu birisi?' ' O kadar insanla tanışıyorsun hala yalnız mısın?'
           Sevgiliniz varsa ,'Ee evlilik ne zaman?' 'Niyeti yok galiba?' Hele ki az dert yandıysanız'Sen o çocuğu bırak.Seni sevmiyor o.'
           Evliyseniz nasıl olur da çocuk düşünmezsiniz!Ne cüret!Çocuğunuz varsa bir tane olmaz kardeş lazım kesin:)
            Gerçekten aklım almıyor.Bir insana çok ama çok mahrem olan bir konuda nasıl yorum yapılabilir?Çocuk sahibi olmak vs..Bu sebeple insanlara özel hayatlarını sormuyorum ve inanın hiç merak etmiyorum.Ben yalnızca belgesel izlerim kafası değil.Arkadaşlarımı,yanımdaki insanları yalnızca oldukları 'insan' için sevmeyi tercih ediyorum..
           
                        SIFATLAR GERÇEKTEN GEÇİCİ..  
        Doktor,işsiz,zengin,fakir,dindar,ateist,gay ya da lezbiyen..Klişe var ya ;insan,insan olduğu için çok kıymetli.Kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yok.Bunun yanında evliliğin başarı olarak algılanmasından ölesiye rahatsızım.Artık anlaşılmalı;Tek başına olan insanların da bunu tercih edebileceği,herkesin çocuk sahibi olmak zorunda olmadığı,asıl ayıbın farklı tercihlerin olması değil insanları yargılayarak dışlamak olduğu..Bunların anlaşılmasını sağlayacak olan da bizleriz..Bizden önceki nesillerde bazı kimseler farklı bakıyor olabilir.Ama bugün bizim daha 'bilinçli' olmaya ihtiyacımız var.Bunun için;
       *Birbirimize ilişkimizin nasıl gittiğini değil insan olarak 'nasıl' olduğumuzu soralım.Naçizane 'nasılsın' kelimesini çok fazla önemsiyorum.
       **Gay vs. herhangi bir kimseyle dalga geçildiğinde dalga geçileni değil,dalga geçen kimseyi ayıplayalım..
        ***Bir insan çarşafla gezebilir.Bu onu 'yobaz' yapmaz.Bir insan mini etekle de gezebilir.Bu onu 'rahat' yapmaz.Görünüşü,kiyafetleri bizden farklı olanlarla da iletişim halinde olalım.Fakat bu iletişim sözlü olsun,bakışlarımızla -sözsüz- değil..
   ****Bugün sağlıklı olmamız yarın engelli olmayacağımız anlamına gelmez.Engelli insanlara 'aman halimize şükür' ya da acır bakışlarla bakmayalım..(Konuyla alakalı aşağıdaki videoyu öneriyorum.)

Tabii ki sağlığımıza şükrediyoruz.O başka.Ama bir başkasına bakarak şükretmek üstünlük olarak algılanabilir.Kardeşi engelli olan arkadaşım bunun yüzünden artık kardeşinin dışarıya,kalabalık yerlere çıkmak istemediğinden dert yanmıştı ve inanılmaz üzülmüştüm.Bu bakışların da -iyi niyetli olsun,olmasın-bir tür bencillik olduğuna inanıyorum.
Karşıdaki insan yürüyemiyor ya da konuşamıyor vs. olabilir.Bu,onun zor durumda olduğunu değil yalnızca hayatını idame ettirmek için çaba harcaması gerektiğini gösterir ki bu çabanın sebebi yine şehirleri yanlış tasarlayan bizleriz...
Bakış açım 'farklı' ya da 'modern' gelebilir emin değilim.Kişisel arzum,çabam ; farklılıkların renk olarak algılanması.Kirlilik değil! Bu sebepten bu yazıyı okuyan,okutan herkese söylemek isterim.
-Laf olsun diye değil-Yalnızca 'insan' olduğunuz için çok seviliyorsunuz.Bir gün karşılaşırsak,kimliğiniz en azından minimalist_birisi'ni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.Sevgiler..
         

5 Kasım 2016 Cumartesi

SAĞLIKLI! GÜLÜŞLER..

       Sabah uyandınız.Dışarıda tam sonbahar havası..Sarı ve çok güzel..Kahvaltınız,çayınız derken.Sırada diş fırçalama var.Fırçanızı elinize aldınız.
                                           Durun ve düşünün..
   Sizin kullanımınızdan sonra bu fırçaya ne olacak?Hemen anlatayım.Plastik malzemeden yapıldığı için yaklaşık..
1.000 Yıl doğada kalacak.Yani biz 3-6 ay diş fırçalayalım diye 1000 yıllık çöp üreteceğiz..Sağlığımıza zararı da cabası..(Yukarıdaki görselden sonra sakız bile çiğnemek gelmiyor içimden:))Ben de tüm bunları yazdığım sırayla düşündüm ve çözüm aradım.İhtiyaçlarımı -hepimizin bildiği- makyaj malzemeleri,şampuan satan mağazalardan almıyorum.Yani bilindik mucizevi markaları! kullanmadığımdan organik pazarda alışveriş yaptığım kişiye gittim.Türkiye'de sık bulamadığımız ama yurtdışında bolca kullanılan,doğa dostu fırçayı sorduğumda hemen çıkardı..
BAMBU DİŞ FIRÇASI
             Kendisi doğada %100 çözünür.Dişlerini çok ama çok önemseyen ben kesinlikle kullanırken rahatsız olmadım.Bilakis plastik bir malzeme kullanma hissi çok rahatsız ettiği için bundan sonraki diş fırça modelim bu..
  Şimdi dezavantajına gelirsek;ulaşılabilir olmaması ve aynı formdaki plastik fırçalalara göre maliyetinin yüksek olması.Bu fırçayı yaklaşık 20 tlye almıştım.Kesinlikle doğa dostu olmasının yanında lafı bile olmaz.Ama benim bahsettiğim;gelir durumdan bağımsız herkesin alma fırsatı bulması.Bunun için ulaşılabilir,daha uygun fiyatlı türk markalarına ihtiyacımız var..Eminim biz aldıkça, daha fazlasını talep ettikçe arz oluşacak ve girişimciler isteğimize kayıtsız kalmayacaklar..
Size şimdiden sağlıklı! gülüşler diliyorum.Sevgiler..



2 Kasım 2016 Çarşamba

AKILLI TELEFONUM AKLIMI ALIRSA?

         Gün her şekilde normal başlamıştı.Bugün ne yapsak,gezsek mi vs diye düşünürken şarjı biten telefonumu gün içerisinde defalarca yaptığım gibi! şarja taktım ki..Olan oldu!Ana menüde takılı kalan telefonum kapandı ve bir türlü açılmıyordu.Aynı,bilinen markanın senelerdir bağımlısı olan ben,tabii ki panik olmadım.Çünkü tekrar açılacak ve ben instagram,facebook ve twitter hesaplarımı,maillerimi,whatsappımı kontrol edip,karmaşık şehirde navigasyonuyla yolumu bulacaktım..
         Ama açılmadı.Bir deneme iki deneme.Yok yok yok!Açılmıyordu.Yakın zamanda Amerika'ya gitmeyeceğimden sorunun hallolması için Türkiye'de bir çözüm üretmeliydim.E o zamana kadar ne yapacaktım?Hemen hemen her dakika elimden düşmeyen  telefonum olmazsa ne yapardım!
      Aileme eski akıllı telefonumu hemen göndermelerini istedim.Şans bu ya 29 ekim olduğu için kargo şirketleri kapalıydı.E diğer günde Pazara denk geliyordu.Ve ben 3 KOCA GÜN akıllı telefonsuz kalacaktım.Bilhassa yalnız yaşayan ve sevdiklerinden uzakta olanlar,şehir hayatını kanıksayanlar,istesede Avmleri aşıp yeşile ulaşamayanlar telefonun,internetin ne derece önemli olduğunu çok çok iyi bilirler..Herneyse hemen gidip yalnızca konuşmam için birkaç günlüğüne kullanabileceğim bir telefon! aldık..
Soldakiyle 3 gün!
               *İlk anda çok eğlenceli geldi.Babaannemin bile kamerası olmadığı için beğenmeyeceği bir telefonum vardı.Baya komik bulmuştum.Şarjı da baya uzun gidiyormuş,akıllı telefon olmadan da oluyormuş derken..
*2.Gün!Elim sürekli telefona gidiyordu ve artık bu eskiye dönüş canımı sıkmaya başlamıştı.Bağımlılık durumundan çok uzak olduğumu düşünüp,sigarayı bile çoğu kimseye göre çok kolay bırakmışken bir 'madde'ye nasıl bu kadar bağlanabiliyordum?Bu gerçeği kabullenip hala akıllı telefonumu neden bu kadar istiyordum?Sanırım bu gerçeklerle yüzleşmek daha çok canımı sıkmıştı!Mesajlaşmalar başladı.Artık mesaj atarak iletişime geçmeli ama bir şekilde 'aktif' olmalıydım.Bu arada randevu almanın imkansız olduğu Zorlu'dan defalarca randevu almaya çalıştım.Tabii ki başaramadım..
              *Ve eski akıllı telefonuma,dolayısıyla da internete kavuştuğum ana kadar -son gün- ciddi anlamda bunalmıştım.Eski akıllı telefonum geldi.Sonunda! ve ben elime telefon geçtikten sonra üzerine baya baya düşündüm..
          Bu kadar mı elimiz ayağımız olmuştu,bu kadar mı whatsapp olmadan önce hiçkimseyle iletişime geçemiyorduk?Bu arada ana yolda kasksız ve elinde cep telefonu hem 'aktif' hem de trafikte olan genci görünce üzerine iyice kafa yordum.Akıllı telefonlar canımızdan ve çok çok değerli olan vaktimizden vazgeçecek kadar bize ne vaat ediyordu?Siz de düşünün lütfen..Belki telefonum bozulmasa bunu hiçbir zaman farkedemeyecek ve -unuttuğum bir his olan- telefonumu başka bir odada bırakarak rahat rahat kitap okumanın tadına bu derece varamayacaktım!Sizin de bu keyfi yaşamanız ve her zaman anda olmanız dileğiyle.Sevgiler..