23 Eylül 2016 Cuma

TÜRK KAHVESİ'NİN YERİNE AMERİCANO MU??

     Macera dolu Amerika..
     Bu klişeye inanmayın arkadaşlar.Amerika macera değil ama sonradan amerikalı olmuş bir sürü Pakistanlı,Hintli,Meksikalılarla falan dolu.Pasaporttan itibaren hissettirdiği tek şey sanki onlar  3. dünya ülkelerinden gelmemiş ,sonradan 'Amerikalı' olmamış gibi 3. dünya ülkelerinden gelmiş bizlere' gelmeseydiniz daha iyi olurmuş' hissiyatı..Ne kadar ironik değil mi?
CENTRAL PARK  ESKİ  GEZİMDEN..
     Herneyse..Amerika'ya ilk gittiğimde hamburgerlerine bayılmış,koca koca menülerine çok şaşırmıştım.Ama senelerce gide gele anladım bu insanlar bunun için burda.TÜKETMEK..Daha da çok TÜKETMEK.Amerika'ya para kazanmak için ülkelerinden,doğdukları yerden kopup gelmiş insanlar yine Amerika için bol bol harcama yapmak zorundalar.Her şey;reklamlar,markalar,filmler,diziler insanları buna mecbur ediyor.İnsanların ayılmak için kahveye,daha doyurucu beslenmek için hamburgere 'ihtiyaçları' var..
OTURMAYA MI GELDİK CANIM?
HARCAYIN!!
Şimdi Amerikalılar bize aynı şeyi ülkemizde de söylüyor.
   HARCA!!
Eskiden evlerde komşularla içilen Türk Kahvelerinin yerini;Starbucksta, yalnız ,bilgisayar başında ,plastik kaplarda içilen kahveler alıyor.
Ya da evde uğraşılarak yapılan türk kahvesiyle 9-10 liraya alınmış,sadece maddi değeri olan kahveler bir tutuluyor.
OLMAZ arkadaşlar.Biz bu kadar olamayız.Starbucksa gitmeyelim demiyorum.Ama bu -gösterildiği gibi- bizim ihtiyacımız haline gelmesin.Ben bir bardak kahve içicem diye plastik kabım yeryüzüne binlerce sene zarar vermesin..
En azından elimizden gelenin en iyisini yapalım.Ben de çalıştım ve taa Amerika'ya yanımda şu güzellikle gittim.
CAM ŞİŞE CANDIR;)
   Cam şişe..İnanın annemin bana güzel hediyesini Amerika'ya bile götürdüm.Az da olsa daha az plastik çöpün çıkmasına sebep oldum..
   Vee alışveriş..
   Bir amerika seyahatinin olmazsa olmazı..Tabii ki yaptım ama sadece şunu aldım.
SOLDAKİ TERMOS,SAĞDAKİ KADİM DOSTUM CAM ŞİŞEM..
İçecek termosu..Onu da annem ve babama şehirler arası yolculuklarda kendi içeceklerini içmeleri için hediye aldım..Kendileri 60 kuşağından oldukları için henüz Starbucks ihtiyaçları yok:)Demem o ki kahvemiz olsun;süslü püslü marka giyinip starbucksta yalnız değil,sevdiklerimize diz yapmış pijamalarımızla ikram edebileceğimiz.Özenle seçtiğimiz senelerce bize eşlik edecek porselenlerde,tek kullanımlık kalitesiz plastiklerde değil..Size şimdiden AFİYET OLSUN:)

18 Eylül 2016 Pazar

HAYDİ!! CİLT BAKIMI YAPIYORUZ.

  Şimdii..
 HAYDİ BAKIMA diye bir başlık okusam ilk beklentim minimum 8-10 tane,renk renk, mucizevi güzellik vaat eden ürün görmek olurdu.Bildiğimiz gibi YOUTUBERlar da her ay;renkli plastik şişelerde, içinde bir sürü kimyasal olan ürünleri aman canım şöyle cildime iyi geldi,böyle yumuşattı diye ballandıra ballandıra anlatıyorlar.Sonra aaa bir bakıyoruz ki bunları anlatan hanım kızlarımız yine YOUTUBE da bir başka 'çok işe yarar' kimyasalın reklam yüzü oluvermiş.Bu videoları izledikten sonra insanın aklından geçen ilk şey ister istemez almazsam güzelleşemem fikri ki onlarda zaten bunu istiyor.Ama ben size farklı şeyler söylüyor olacağım.Sürekli alışveriş yapmak zorunda değilsiniz.Arkadaşlar onların tabiriyle 'hayat kurtaran ürünlere ' İHTİYACIMIZ YOK!!.Cildimiz 'hayat kurtaran ' ürünler olmadan da siyah noktasız,canlı görünebilir.
NASIL YANİ?
   Yaniii.Şimdi sizlere her ay favorisi değişmeyen bir MİNİMALİSTİN BAKIMI'ndan bahsedicem.Az bir makyajla fondotensiz gayette beni memnun eden cildime uyguladığım ürün mü dersiniz ne dersiniz siz seçin :) onları anlatıyor olacağım ve eminim sizde benim gibi çook memnun kalacaksınız.
Ocak,Şubat,Mart,Nİsan,Mayıs.... FAVORİLERİM:)
 12 Ayın favorisini anlatıcaz.Kolay değil.Hemen başlayalım:)
     *Sağdaki Defne sabunu (*doğal) bununla cildimi yıkıyorum.Ama sabun bu kurutmaz mı diyebilirsiniz onun içinde soldakini kullanıyorum.Soldakine gelicem.Defne sabunundan bahsedeyim.Ben defne sabununu çokça alıp sıvı el sabunumu kendim hazırlıyorum.Bulaşık makinesi deterjanımı kendim yapıyorum.Evde doğru düzgün duran ve zamanı gerçekten olmayan birisi olarak ben bile bunları yapabiliyorsam,normal bir türk genci neler başarabilir siz düşünün:)Ve tabii ne kadar az plastik harcadığımı da..
      **Ortadaki Hindistan cevizi yağı.Ben yurtdışından almıştım.20 tlye karşılık geliyordu.Türkiye'de de her yerde bulunuyor.45 tl olması lazım ama inanın değer.Çünkü hem makyajımı bununla temizliyorum,hem kol altı  roll on olarak görev görüyor hem de kaş ve kirpiklerime kullanıyorum.Saça nasıl iyi geldiğini artık bilmeyen yoktur heralde.Yazmıyorum bile..
       ***Son olarakta soldaki kayısı çekirdeği yağım.Uzun zamandır cilt nemlendiricisi olarak kullanıyorum.Nete bir yazın inanın faydaları sizi de cezbedicek.Yağ cilde direkt sürülür mü diyenlere hep söylediğim şey.'Sen çamaşır suyu gibi kimyasalı temizlesin diye cildine direkt sürmüş olmuyor musun?'(Eğer cildim çok yağlı,sivilceli diyorsanız çay ağacı yağını da kullanabilirsiniz.Ben arifoğlundan soğuk sıkım almıştım.)
    İşte bu kadar kolay..
  O zaman YOUTUBERlar gibi kapatalım:)Benim cilt bakım rutinim bu.Beğendiyseniz blogumu takıbe almak zorunda değilsiniz.Ama lütfen daha az plastik harcayın.Hepimiz ama önce kendi geleceğiniz için.Görüşmek üzere..

17 Eylül 2016 Cumartesi

1 LİRA BORÇ VERİR MİSİN?

           Vermez.
           İnanın şu yukarıda yazan cümleyi sokaktan geçen herhangi birine söyleyemeyiz.Ya da en çok gittiğimiz o mağazada kasiyere 1 lira eksik ödeyebilir miyim? diyemeyiz.Defalarca liralarımızı düşünmeden harcadığımız yerde 1 liralık değerimiz olmaz.Yani 1 lira bile bazen çok önemlidir.
           Bu yüzden şimdi bir savurgan nasıl para biriktirdi onu yazacağım.O zaman en başa dönelim.Çalışmaya küçük yaşlarda başlamış ben,öncelikle tabii ki sigarayla tanıştım.Öğrenciyken zaten şahane olmayan maddi durumum sigaranın cebime attığı tekmelerle daha da çelimsiz hale geliyordu.Annemin dediği gibi 'Allah mum yakana mum,gaz yakana gaz verirmiş.'Ben de şans bu ya üniversiteden çıkmadan iş buldum ve kendi paramı kazanmaya başladım.İşin ilk 2 senesinden sonra sigarayı bıraktım.(Nasıl'ı daha sonra yazarım.Emin olun zor olmadı.:)

Ee evet kazanıyordum ama harcamalarımda bir o kadar şuursuzdu.Kredi kartım ağzına kadar doluydu ve ay sonunda esnek hesap limitim tamamen kullanılmış oluyordu.O zamanlar taksit sayısında sınırlama yoktu ve İtalya tatili için yaklaşık 12 ay kredi kartıma ödeme yaptım.Bir süre bu şuursuzlukta devam ettim.Taa ki ben 4. senemi bitirene ve çok sevdiğim kitap okuma alışkanlığım elimden tutana kadar..
ÖZLEM DENİZMEN bir televizyon programında karşıma çıktı.Harcama alışkanlıklarını anlatıyordu ve sunucu kadın elinde onun kitabını tutuyordu.Her zamanki gibi not aldım tabii.

EVET kitap söylediği gibi cebimde mucize yarattı.Çok etkilenmiştim.Hap çözümlere çok inanmam ama bu kitap bana ilaç gibi geldi o kesin..Şimdi size nasıl para biriktirdiğimi alt başlıklar olarak yazacağım.
*İlk iş giderlerimi yazdım.Ailemden ayrı yaşıyordum.Aidat ücreti,sonradan canımı sıkacak olan ev sahibime ödediğim kira,elektrik,su vs.
*İkinci olarak Özlem Denizmen'in dediği gibi kaçakları saptadım.Örneğin;Telefon faturam 120 lira kadar geliyordu.(sanırsın CEO'yum 120 Tl fatura neyse)Operatörümü değiştirdim ve şu an iki katı internete toplamında 59 tl ödüyorum.Yarı yarıya resmen.
*Kredi kartı borçlarımı inceledim.Neredeyse yaptığım 40 liralık harcamayı 4 aya böldürecek kafayı nasıl yaşamışım hala anlayamıyorum.Ve taksiti yasakladım.İnanın maaşla alakası yok.Bir kişi asgari ücret bile alsa 1.200 tl.Onun 100 lirasını biriktirse sene sonunda 1.200 lira ikramiye kimin hoşuna gitmez!
*Esnek hesap limitimi kaldırdım.Bir sonraki aya borçsuz girmek şahane bir duyguymuş.Sizi temin ederim.
*Vee mutfak..Yemek yapmayı sevmeyen birisi olarak tabii ki her öğünüm kah dışarıda kah abur cuburla geçiştiriliyordu:)Yemek yapmaya başladım.Emin olun zor değilmiş.Nefis yemek tarifleri diye bir uygulama indirdim ve bir elimde telefon,bir diğerinde kaşık yemek yapmayı öğrendim.Cebime ve vücuduma en büyük iyilik mutfak kısmı oldu sanırım.
*Ne yazık ki nakit para taşımaya ya da harcadıklarımı yazmaya hevesli olmayan ben bir karar aldım.Her harcamamı Atm kartımdan yapıyordum.Ay sonunda mobil uygulamamdan bakarak yaptığım harcamaları yazdım.Neye ne kadar gidiyor somut görmüş olmak ciddi anlamda destek oldu.
*EN ÖNEMLİSİ ay sonunda kalanı değil,ay başında geleni kenara attım.Ay sonunda arttırmak olayı yalan arkadaşlar.Ay başında gelen paradan kenara atarsanız muhakkak diğer aya artıda girmiş oluyorsunuz!
        Şu yazdıklarım sihirli değnekle olmadı.Tüm borçlarımdan kurtulmak 6-8 ayımı aldı.Ve şu an mevcut durumda kredi kartı kullanmıyorum(Başkası söylese inanmazdım ama kredi kartı olmadan yaşanıyormuş:)),Esnek hesap limitim yok.VEE kira değil ev kredisi ödüyorum..ÖZLEM DENİZMEN'in söylediği gibi iki aylık kredi miktarımı da kenarda tutuyorum.Yaşam tarzımı değiştirmek,ufak dokunuşlar hem -küçükte olsa- ev sahibi olmama sebep oldu.Hem de boşuna çalısıyorum hissinden çok çok uzaktayım..Ve yardımcı olmak istediğim başka insanların maddi olarakta yanında -borçsuz- olabiliyorum..Bir ucundan sizde başlayın derim.İnanın hiç zor olmayacak..

16 Eylül 2016 Cuma

GÜNAH ÇIKARTALIM MI?

Alışveriş sevmeyen yoktur.
Amaa hem minimalizme gönül vermiş hem de şuursuzca alışveriş yaparım diyorsan.Bu abdestsiz namaz kılmak olur.Ayın 22 günü minimum makyaj yapmamı,bakımlı olmamı gerektirecek bir işte çalışıyorum.Buna rağmen herkes deli gibi makyaj malzemesi alırken 4 senedir kullandığım tek far şu:

Tek far fırçası kayıp olan farımın halinden anlaşılacağı üzere beni kullanma diye bağırıyor;) Tabii bende sevgili, biricik farımı dinleyerek,artık az daha renklendirmek istediğim makyajım için yeni bir far aldım.İnanın alışverişi minimumda tutan benim için kolay olmadı ve aldım.
En sık yapılan hataya düşerek.Düşünmeden!Çünkü söylenildiği gibi The balm/Balsamı'nin (evet çok fazla renk seçeneği var)
gerçekten pigmentasyonu çok kötü.Aydınlatıcısının yanından bile geçmiyor.Rengi ortaya çıkarmak için uzuun uzun sürmek gerekiyor.Ama kullanacak mıyım?Tabii ki EVET.
Çünkü en azından okuduğuma göre bu firma hayvanlar üzerinde deney yapmıyor ve kullandığım her malzemenin doğaya geri dönüşünü düşünen ben seçimimin sonucuna da katlanacağım.
'Amaan nelere takılıyorsun' diyebilirsin.Haklısın.Yalnız 2050'de denizlerde balıktan çok plastik olacağı gerçeği ortada kapkara dururken hepimizin bu tür şeylere takılması gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca bundan sonra 'ihtiyacım' olan herhangi bir şeyde ilk olarak Türk markalarına şans vermeyi planlıyorum.Bir sonraki alışverişim de 4 sene sürmezse sonucunu size yazarım:)

14 Eylül 2016 Çarşamba

Ne Olursan Ol HARCA! #dahamutlu

Alışveriş.

Herhalde yıl 2016 olmuşken,reklamlar bangır bangır HARCA ki mutlu olasın diye bağırırken.Hepimiz tercihinin çok dışında 'mutlu olmak için' harcıyor da harcıyoruz.Daha çok harcayabilmek için daha da çok çalışıyoruz.
Peki NEDEN?
Reklamları alık alık seyredenlerden değilim.İzlediğim her şeyi sorgulama eğilimindeyim.Çok şükür!Mesela sadece ellerim bir tık daha yumuşak olsun diye içinde elli tane kimyasal olan kremi neden kullanmak zorundayım?Ya da senelerdir içinde aynı şey olan kola şirketleri sadece 'şişeyi değiştirerek' nasıl ayakta kalabiliyor!!
REKLAM  HER ŞEYDİR!
Mutlu olmak için kola içmek,uyanmak için de kahve şart değil! İnanın tek başına su hepimize yeter:) Tabii ki reklamcılar ve şirketler aynı fikirde değil.Bizim birileri daha çok kazansın diye daha çok harcamaya,daha çok harcamak için daha da fazla çalışmaya ihtiyacımız var..
Peki bu kadar çok çalışmak zorunda kalan şehirli insanın,bizlerin ortak şikayeti ne?Çok çalışmak,stres,mutsuzluk..


Bu kısır döngünün içinde dönüp duran bize demem o ki; Ne olursan ol,NE OLURSUN HARCAMA.Önce kendini..